10 Mart 2013 Pazar

let's go to the bus station!

pearl jam - last kiss;




İstenilen yere gidildikten sonra kötü yolculuk var mıdır allahaşkına. Ben sanmıyorum. Son birkaç yıl yolculukların dibine vurmuş bir insan olarak rahatlıkla söyleyebilirimki, zoraki yapılan yolculuk berbat geçer, bavlunu hoplaya zıplaya hazırladığın yolculuk ise bitmesin istenir.


Çocukken durum biraz değişikti tabi benim için. Çok gitmek istediğim bi yer de olsa 10 dakikadan fazla süren arabalı, otobüslü yolculuklara dayanamazdım. O yol tutması kavramı var ya, dibine kadar yaşayan bir çocuktum. Sonra büyüdük tabi, o yol tutması kitap okuyunca göstermeye başladı sadece. Evet yolculukta herhalde yapamadığım tek şey kitap okumak ve en iyi yaptığım şey de kitap okuyabilen insanları ölümüne kıskanmak.

Yolculuğun belki de en güzel tarafı, tabiki de takıp kulaklığı müzik dinlemek. Gün içinde sadece müzik dinlemek biraz zor. Müziği fon olarak kullanıyoruz, mutlaka uğraştığın başka birşey vardır dinlemenin yanında. Ama yolculukta insan şarkıyı daha çok hisseder gibi gelir. Daha bi işler bünyeye.Öyle değil midir? 





4 yorum :

  1. Bir çeşit şizofrenim bende :) Yolculuklarımda mp3 üme özellikle yeni şarkılar atıyorum.
    Sonra yolda dinlerken klip bile çekiyorum.Sonum hayır olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya yolculuğun en güzel tarafı değil mi ama. mis mis:)

      Sil
  2. :) Her şarkıya bir anı'mı yazdım.Şarkılara insanlardan çok bağlanıyorum nedense :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şarkıların flashback etkisine hayran olmamak mümkün değil. dinlediğin an hoop ordasın:)

      Sil